Bilim Teknik Elektrik Elektronik Endüstriyel

GSM Teknolojisi ?

Bir kaç on yıl önceye kadar cep telefonuna sahip olmak ve o teknolojiyi kullanabilmek gerçekten ayrıcalıktı. Cep telefonu yani GSM teknolojisi günümüze gelene kadar ciddi yollar kat etti. Bu yazımızda GSM teknolojisinin temel mantığını ve temel elemanlarını sizler ile paylaşacağız.

GSM (Global Service For Mobile) teknolojisinin temel aldığı nokta her kullanıcının mobil dahi olsa herkes ile istediği an iletişim kurmasını amaçlıyor.  Bu sebepten ciddi bir altyapı gerektirdiğini az çok herkes biliyordur.

Cep telefonlarındaki elektronik düzenek sesi elektromanyetik dalgaya çevirerek işe başlar. Bu noktada elektromanyetik dalgaları alıp alıcıya ulaştıran bir aracı devre söz konusudur ki bu devreye halk arasında baz istasyonları adı verilir. Yine aynı şekilde baz istasyonunu dinleyen alıcı telefon, elektromanyetik dalgayı tekrar sese çevirerek işlemi tamamlar. Sesin dalgaya ve tekrar sese çevrilmesi işlemine en yakın cihaz yine hepimizin bildiği radyolardır. Bu noktada cep telefonları için iki yönlü haberleşme sağlayan bir telsiz cihazı tanımlaması yapılabilir.

Basit bir iletişim ağında alıcı – çevirici – dinleyici unsurları yer alırken, cep telefonlarında bu düzenek şu şekildedir:

Alıcı – Temel İstasyon – Anahtarlama Merkezi – Veri Merkezi – İşletme – Bakım Hizmeti – Verici

Görüldüğü üzere cep telefonları ile iletişimde işin içine bir de aracı firma girmektedir. Bunun sebebi veri aktarımının sağlanabileceği kişiye özgü numaraları belirlemek, bakım ve hizmetini yapmaktır.

Biraz daha ayrıntıya girilecek olunursa, her cep telefonunun temsil ettiği bir baz istasyonu görevi vardır. Her elektromanyetik dalga başka bir telefona gönderilebilir. Bunun sebebi bütün baz istasyonlarının birbirine bir örümcek ağı gibi bağlı olmasıdır. İletişim sektöründe gerçekleşen son gelişmeler ile birlikte birden fazla kişi bir grup halinde birbiri ile görüşebilme imkânı bulmuştur.

İki cep telefonu nasıl iletişim kurarlar ?

Baz istasyonları ile cep telefonları her an iletişim  halindedir. Bunu cep telefonu üzerinde ki sinyal gücü göstergesinden anlayabilirsiniz. Bir kişiyi aradığınızda baz istasyonu üzerinden anahtarlama merkezine oradanda veri merkezine giden arama sinyali aranan telefonun baz istasyonuna bağlanıp arama sinyalinizi o telefona iletir. Karşı taraf telefonu açtığında bağlantı kurulmuş olur. Siz görüşmenizi yaptığınız süre içinde her iki telefonda baz istasyonları ile veri alış verişleri yapmaya deam eder. Bu esnada veri güvenliği sağlanması açısından CDM ( Code Division Modulation) adı verilen bir modülasyon yöntemiyle görüşme anında onlarca kez haberleşme frekansı değişir. Cep telefonları ve baz istasyonları senkron bir şekilde bu frekansı değiştirirler. Unutmadan cep telefonları da elektromanyetik dalgaları kullanarak haberleşirler.

Türkiye’de kablosuz haberleşmenin  sağlanması için iki farklı frekans kullanan sistem var: GSM900 ve DCS1800 dir.  GSM, kapsama alanına göre üç ana gruba ayrılır. Bunlardan makro GSM 25 – 30 km yarıçapında bir alan için hizmet verirler. Genellikle küçük yerleşim yerlerinde kullanılırlar. Mikro GSM hava alanları, büyük alışveriş merkezleri gibi birkaç yüz metrelik iletişim ağının gereksinim olduğu yerlerde kullanılır. Piko GSM ise genellikle bina içi gibi yapılarda kullanılan küçük sistemlerdir.

GSM hakkında bir kaç detay !

Türkiye deki ilk GSM görüşmesi dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile dönemin Başbakanı Tansu Çiller arasında 13 Şubat 1994 yılında gerçekleşmiştir.

İlk cep telefonu üreticisi Motoroladır. İlk cep telefonun adı cep telefonu değil ;hücresel taşınabilir telsizdi.

Cep telefonlarının kullanıma başlanalı neredeyse 26 yıl oldu.

Benim ilk görüp inceleme fırsatı bulduğum cep telefonu Ericsson 628 di. En çok dikkatimi tuşlarının ışıklı olması çekmişti.

1999 yılında bir arkdaşımın cep telefonu hattını ikinci el oalrak 36 liraya sattığını hatırlıyorum. Ama bu rakam günümüz 36 lirasından alım gücüne göre fazladır diye düşünüyorum.

Eskiden cep telefonu melodilerini kendimiz yazardık ; Bip – Dıt – Dıııt – Bip ….. vs

1994 ve 1997 arası cep telefonu olan birisi arabası olan birinden daha havalıydı.

Önceleri cep telefonu ile uzun uzun konuşmak çok ama çok lükstü.

 

Son yıllarda gelişen teknolojiler ile birlikte cep telefonlarımıza yeni işlevler eklendi. Bu işlevsel özellikleride kısaca sizlere tanıtalım.

GPS 

GPS, küresel yer belirleme sistemidir. Bu sistem sayesinde kişinin nerede bulunduğu belirlenebilir. Son gelişmeler ile birlikte GPS sistemi kişinin sadece küresel konumunu değil deniz seviyesinden yüksekliğini, hızını, gittiği yönü ve hatta yakınında bulunan alışveriş merkezlerindeki indirimli tişörtleri bile gösterebilmektedir. GPS, dünya etrafında dönen 24 uydu sayesinde sağlanır. Bu uydular öyle bir koordinat ile dizilmişlerdir ki dünya üzerindeki herhangi bir noktayı en az 3 tanesi görebilmektedir. Bu sayede kişinin hızının hesaplanması kolaylaşmaktadır.

WAP & GPRS

WAP ya da daha gelişmiş bir versiyonu olan GPRS, cep telefonu gibi kablosuz iletişim olanağı sağlayan herhangi bir elektronik cihaz ile herhangi bir yerde internete girebilmesini sağlayan telekomünikasyon sistemleridir.

Bluetooth 

Bluetooth, insan ile makine ya da makine ile makine arasındaki veri alışverişini, kablosuz olarak gerçekleştiren bir alışveriş sistemidir. Bu sayede cep telefonu gibi bu özelliğe sahip olan cihazlar arasında belirli bir frekans aralığında senkronizasyonun mümkün olması hedeflenmiştir. Bu sistemi 2000 yılında ki otomasyon fuarından aldığım dergide görmüştüm. Aradan 12 yıl geçti ve neredeyse demode olmak üzere.

MPS Nedir?

MPS, kişinin nerede olduğunun yanıtını veren bir sistemdir. Yapı olarak GPS’e çok benzer ama bu sistem konum belirlemede hem GPS uydularından hem de baz istasyonlarından yararlanır.

Teknik Trend Ne Diyor ?

Gsm teknolojisinden kısaca bahsettik. Bu yazıyı okuyup aklına acaba baz istasyonları zararlımı sorusu gelen okuyucular olacaktır. Mobil cihazların hepsi elektromanyetik dalgalar ile haberleşirler. Bilindiği üzere elektromanyetik dalgalar bir iletken ile temas ettiklerinde o iletken üzerinde elektriksel işaret formuna dönüşürler. Elektriksel sinyale dönüşmüş elektromanyetik dalga nihayetinde ısıya dönüşüp bedenimizdeki soğrulması tamamlanmış olur. Buradan bu sistemlerin bedenimizle olan ilişkisinin hiçde soyut olmadığı anlaşılabilir. Bu sebepten EMC oranı düşük cihazları almanız bu sinyaller ile daha az etkileşime girmenize sebep olur. Belki hala tam olarak sorunuzun yanıtını vermedik ama kesin kanıtlar olmaksızın buna evet demek doğru olmayacaktır.