Masaüstü Teknoloji

Geçmişden Günümüze Kişisel Bilgisayarlar

Bundan yaklaşık 15 sene önce hiç kimse bilgisayar teknolojisinin bu kadar hızlı gelişebileceğini tahmin edemezdi. Üstüne üstlük, gelişen teknolojinin sadece bilgisayarlar üzerinde değil; Hayatımızın tüm alanlarına müdahale edecek şekle gelmesi deyim yerindeyse ” Hiç akıl kârı bir iş değil ” idi. IBM’in entegre devreli bilgisayar çağını kapatıp, 12 Ağustos 1981 yılında çıkardığı mikroişlemcili bilgisayarları görenler şu günlerde kullandığımız bilgisayarlar ile arasındaki farkları saymakla bitiremezler.

Büyük teknoloji firmalarının bundan sonraki hedefi; Bilgisayarları daha kullanılabilir ve daha hızlı hale getirmek. İlk bilgisayarlar göz önüne alındığında, Notebook, Netbook ve Ultrabook’ların gelecekte varlığı bile düşünülemezdi ki birileri bunları akıl ederek bu bilgisayarları hayatımıza soktu. Bilgisayarlar zamanla küçüldükçe ve kullanım kolaylığı arttıkça, büyük şirketlerden çıkıp herkesin evine ve iş yerlerine girmeye başladı. Tarihi ele alırsak, bilgisayar kavramının doğuşu çok uzun yıllara dayanan bir geçmişe sahip.

1642 Yılında, Fransız matematikçi ve fizikçi Blaise Pascal’ın ürettiği ilk hesap makinesi şu anda kullanılan bilgisayarların çıkış noktalarından yalnızca bir tanesidir. Blaise Pascal’ın 1642’de yaptığı sadece toplama ve çıkarma işlemi yapabilen hesap makinesinden sonra, Gottfried Willhem’in bu hesap makinesini geliştirerek çarpma ve bölme işlemini de dahil etmesi gelecekte kullanılacak devasa bilgisayarların fikrini bize vermekteydi.

Bugün ise kullandığımız bilgisayarlara baktığımızda, gelecekte daha farklı ve daha hızlı bilgisayarların hayatımıza girebileceği kesindir. Bunun nasıl yapılacağı hakkında fikir edinmek istiyorsak, kullandığımız cep telefonlarına bakmamız mümkün. Apple’ın telefonla için ürettiği işlemciler, şu an bilgisayarlarda kullanılan işlemcilerden çok daha küçük. Hız olarak bilgisayar işlemcileri ile yarışamasalar da, gelecekte çıkacak bilgisayarlar hakkında bize bir kaç ipucu verebilir. AMD ve İntel gibi firmaların ilk çıkardığı işlemcilere bakılırsa, şu an kullandığımız işlemcileri hayal bile etmek zordu. İntel’in bilgisayar piyasasına yeni bir soluk getiren “i” serisi işlemcileri, günümüz fabrika çıkışlı bilgisayarların vazgeçilmezleri oldu. Son olarak çıkardıkları İntel i7 işlemcisi milyonlarca bilgisayar kullanıcısı tarafından tam not aldı. Gelecekte kullanılacak işlemciler için bize fikir veren bu seri, bilgisayarların hızının bilinenin aksine RAM ile alakalı değil tamamen işlemci ile ilgili olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

Bilgisayar ve çevre donanımlarının bu gelişim hızına ciddi anlamda ayak uyduramayan tenolojide veri depolama teknolojisi olsa gerek. Halen disk üzerine yazıyoruz. 100 yıl öncede insan oğlu veri depolama için disk kullanıyordu. Gramofonları ve onların plaklarını veri depolama teknolojisinin ilklerinden sayabiliriz. Son zamanalrda SSD harddiskler ortaya çıkmış olsada bu çok yeni bi teknoloji. Veri depolama teknolojilernin konvasyonel bilgisayar teknolojilerine göre bu denli gelişmemesini üretici sayısının kısıtlı olmasına bağlamak yanlış olmaz. SSD teknolojisinin diske yazma teknolojisinden çok ama çok daha hızlı gelişeceğinden eminiz.

Tüm bunların yanında birazda bilgisayarların görünen yüzü ekranlardan, klavye ve mause’ lardan bahsedelim.

Flat (Tüplü) monitörlerin yerini alan LCD (İnce) monitörler, zamanla yerlerini LED monitörlere bıraktı. HD (High Definition) kalitesinde ve daha fazla ışık yayan bu monitörler, kullanım alanlarını genişleterek bilgisayara bağlı bir televizyon haline dönüştüler. Monitörlerin hikayesi bilgisayarları evlerimize kadar getiren ve artık eskisi kadar rağbet görmeyen teknoloji devi IBM’e dayanıyor. 1981 yılında çıkardıkları ilk mikroişlemcili bilgisayara baktığımızda şu an kullandığımız monitöre bakarak yadırgayabiliriz. Fakat kişisel bilgisayarların gelişmesine ön ayak olacak bu monitörleri yadırgamak yerine, onlara şu an kullandığımız bilgisayarlar için biraz da olsa minnet borçluyuz. Flat monitörlerin kalınlığını düşünecek olursak, yeni kullanılan LED monitörlerin inceliği ve görüntü kalitesi kullanıcıyı baştan çıkarmaya yeterli. Apple’ın ürettiği yeni nesil monitörler ise, diğer firmaların daha farklı ve daha iyi fikir üretmelerine yardımcı oluyor. Teknolojik ürünlere olan ciddi tüketim yönelimleri, teknoloji devi firmalarının iştahını kabartarak bizlere daha kullanışlı ve estetik ürünler sunmasını sağlıyor. Aslında tüketicinin teknolojiye olan ilgisi firmaları sürekli gelişmeye , geliştirmeye zorluyor.

Bilgisayarların bir diğer vazgeçilmez donanımları Keyboard (Klavye) ve Mause(Fare) zamanla gelişen teknolojiyle birlikte bizlere daha kolay kullanım olanıkları sunuyorlar. Öyle ki, toplu mause’lar ve tuşları arasında büyük boşluklar olan klavyeleri kullanan insanlar; İlk optik mause’u gördüklerinde nasıl şaşırdıklarını hala hatırlar. Her gün yeni fikirler ile yeni ürünlerin piyasaya sürüldüğü günümüzde, kablolu klavye ve farelerin yerini kablosuz kullanımı olanları almaya başladı. Böylelikle insanlar artık dizüstü ve masaüstü bilgisayar fark etmeksizin, istedikleri yerde bilgisayarlarını rahatça kullanma imkanına sahip oldular.

Hepimizin şikayetçi olduğu bir konu ise, teknoloji firmalarını artık harekete geçirmesi gereken nitelikte olan ” bilgisayarlardaki kabloların fazlalığı. ” Bunun için önlem olarak bilgisayar masaları iş görse de, yan donanımlarda eklenince ortalık içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kablosuz klavye ve fare bu konu hakkında bize biraz yardımcı olmasına rağmen, diğer yan donanımlar ile beraber neredeyse bilgisayarlar artık kablodan görünmüyor. Sürekli gelişen ve bize yeni imkanlar sunan teknolojinin bu konuya el atması, hepimiz sevindirecek bir haber olurdu doğrusu.