Bilim Teknik

Dünya Dışı Gezegen Arama Çalışmaları

Image Credit: NASA/Eugene Cernan

İnsanoğlu Dünya üzerinde varlığını şu an için devam ettirmekte. Peki Dünyamızın varlığını tehdit edecek bir durum ortaya çıkacak olsa yapabilecek bir şeyimiz varmı ? Şu an için yok ve yakın zamanda olacak gibi de görünmüyor.

Dünyamızın binlerce yıldır geçirdiği felaketleri göz önüne alırsak büyük bir felaket hiçde uzak değil. Mesela Dünya üzerinde ki canlıların çoğunu yok edebilecek bir gök taşının düşme periyodu 100.000 yılda bir. Bu periyoda bakarak bir gök taşının Dünyamıza düşme ve ciddi zarar verme ihtimalinin yüksek olduğunu görüyoruz. Kozmolojik zamana göre bu süre bir saniye bile değil.

Peki başka tehditler yokmu ? 

Tabiki var. Mesela şiddetli bir volkanik patlama bizi yok olmanın eşiğine getirebilir. Bu duruma benzer bir patlamanın bundan 70.000 yıl öncesine kadar yaşandığı ve insan oğlunun neredeyse yok olmanın eşiğine geldiğine dair bilim adamlarının öngörüleri var. Bu volkanik patlama sonrası geride bir kaç bin kişinin kaldığı düşünülmekte.

Bu tehditlerin yanında biz de bir tehdit unsuruyuz. Dünyayı geri dönüşü olmayan bir yok oluş sürecine sokacak birçok argümana sahibiz.

 insanoğlu bu riskleri düşünüp bir şeyler yapıyormu ?

Dünya üzerinde ticari getirisi olmayacak bir konuya para yatırmak kimsenin işine gelecek bir iş değil. Ama bu tarz araştırmaların dolaylı yoldan getireceği teknolojik gelişim , prestij , kendini Dünya arenasında gösterme ve toplumların dikkatini çekiyor olması gibi sebeplerden uzay çalışmaları devam ediyor. Bu araştırmaların yapılma sebepleri konusuna aydınlık getirmek istememizin amacı bunların insanlığın geleceğini düşünülüp yapılmış olan çalışmalar olmadığını anlatmak. Hatta soğuk savaş sonrası nasa’ nın ne işe yaradığı iyice sorgulanmıştı. Hatta nasa’ nın sitesine girdiğinizde nasa’nın çalışmalarının günlük hayatımıza etkileri adı altında bölüm dahi bulabilirsiniz. Toplum nasanın faydaları konusunda bir şekilde ikna edilmeye  çalışılıyor ki meşru zemine oturabilsin. Son yıllarda Çin , Japonya, Rusya ve Ab ‘nin uzay çalışmalarına ağırlık vermesi nasa’nın varlık sebebini tekrar kuvvetlendirdi. Yeniden rekabet işe hız kazandırdı.

İnsanlığın Dünya dışında yaşamasına ilişkin teoriler ve fikirler 60 ‘li yıllardan beri düşünülmekte. Bu yönde bir sürü teori öne sürülmekte. Bu teorilerin bir çoğu gerekli doneler , bilgiler olmadığı için teori olmaktan öte gidememekte.

Dünya dışında yaşam oluşturmak için Dünya benzeri gezegenler aramak en mantıklısı. Bu yönde ciddi çalışmalar yapılmakta. Bu çalışmaların öncelikli hedefleri arasında Güneş sistemi içerisinde ki gezegenlerde yaşam aramak. Bu yönde en idaalı aday Mars. Marsın Dünyaya benzer bir çok özelliği onu ciddi adaylar arasına sokmakta. Yaklaşık 10 yıl önce Marsta suyun varlığı bile sorgulanırken şimdi suyun gereğinden fazla bir şekilde bulunduğunu biliyoruz. Su marsta donmuş bir şekilde bulunmakta. Bu avantajlarının yanında çok ince ve SO2 dolu atmosferi ciddi dezavantajları arasında sayılabilir.

Amacımız Marsın nasıl yaşanası yer haline getirileceğine cevap aramak değil. Yaşamın oluşabileceği gezegenleri bulmak amacı ile insan oğlu son yıllarda ciddi araştırmalara başladı. Bunlardan biri ise kepler projesi. Bu proje kapsamında yaşanabilesi gezegen araştırmaları ciddi yol kat etmeye başladı.

Peki yaşam oluşabilecek gezegenler nasıl aranıyor ?

İşte ilginç olan da bu. Gezegenler uzaya fırlatılan yeni teleskoplar yardımıyla aranıyor. Samanyolu galaksisinde yüz binlerce yaşam oluşabilecek gezegenin varlığı tahmin ediliyor. Bu gezegenleri aramakta kullanılan yöntem de ise; galaksimiz içindeki yıldızların önünden geçecek olan gezegenler takip ediliyor. Bu gezegenlerin yıldızların önünden geçerken kütleleri yıldızın ışığını kapatıyor olması onun gezegen olduğunu gösteriyor. Bu geçiş esnasında gezegenin atmosferi(eğer varsa) yıldızın ışığını kimyasal bileşimine göre geçiriyor. Bu yansımanın spektral özellikleri analiz edilerek gezegenimizin yaşanılası ve yaşama devşirilebilir bir atmosferi olup olmadığı anlaşılmış oluyor. Spektral analiz yardımıyla gezegenin atmosferindeki  kimyasal bileşim öğrenilebiliyor.  Nasa’nın kepler misyonu bu hedefler çevresinde ciddi araştırmalara imza atmakta. Bu çalışmaları takip etmenizi size öneririz.

Kepler misyonu ana sayfası için tıklayınız. Bu sayfada şimdiye kadar keşfedilmiş gezegenleri incelemenizi tavsiye ederiz. Yaklaşık 35 adet aday gezegen bulunmuş durumda.

Yorum Yap

Yorum yapmak için tıkla